Köylü Milletin Efendisidir...
รคlเ๓ кคгค๓คภ  
  O.o°• αηα ѕαуƒα •°o.O
  ιℓєтιşιм
  zιуαяєтçι ∂єƒтєяι
  σяgαηιк тαяıм∂α кυℓℓαηıℓαη ιℓαçℓαя
  ƒıη∂ıк
  ¢єνιz
  ριкαη ¢єνιzι
  вα∂єм
  αηтєρ ƒıѕтığı
  кєѕтαηє
  ιη¢ιя
  ∂υт
  єℓмα
  вσ∂υя єℓмα
  αямυт
  αуνα
  єяιк
  кιяαz
  νιşηє
  кαуıѕı
  şєƒтαℓι
  αℓıç
  кızıℓ¢ıк
  мυşмυℓα
  ηαя
  üzüм
  кινι
  ѕαвιяуα кινιѕι
  кυşвυяηυ
  вöğüятℓєη
  αнυ∂υ∂υ
  тяαвzση нυямαѕı
  çιℓєк
  ѕαтѕυмα мαη∂αℓιηα
  кαяαуємιş
  кαумαк αğα¢ı
  zєутιη
  уєηι∂üηуα
  çαу
  тυяυηçgιℓℓєя
  ρєριησ
  мυz
  нυямα
  ραραуα
  ανσкα∂σ
ѕαℓιм кαяαмαη - ѕαмѕυη
тυяυηçgιℓℓєя






TURUNÇGİL YETİŞTİRİCİLİĞİ


Bu dersimizde ülkemizde turunçgil yetiştiriciliği ile turunçgil hastalık ve zararlıları konularını işleyeceğiz.
Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de turunçgillerden en çok portakal yetiştirilir. Limon ve mandarin ise, birbirlerine yakın miktarlarda üretilir. En az miktarda yetiştirilen tür altıntoptur.

İKLİM
Turunçgiller Ülkemizde Akdeniz, Ege ve kısmen de Doğu Karadeniz bölgelerindeki, iklim şartlarının uygun olduğu yörelerde yetiştirilir.
Yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli iklim olayı, düşük sıcaklıklar (don) dır. Türlerin düşük sıcaklıklara dayanıklıları farklılıklar gösterir.
Limon 0°C, portakal -2°C, altıntop -3°C ve mandarin -4°C’nin altında zarar görür. Zararın şiddeti don olayının süresine bağlıdır. Uzun sürerse zararı da artar.
İkinci önemli iklim faktörü, rüzgardır. Rüzgar hem şiddetiyle (ağaçların kırılması, meyve dökümü), hem de soğukluğuyla turunçgillere zarar verir.

ANAÇ
Akdeniz bölgesinde yetiştirilecek olan bütün çeşitlerin, uygun anacı turunçtur. Satsuma mandarin yetiştirilecek yöreler için ise, anaç olarak üç yapraklı ve melezleri uygun olmaktadır. Melezlerden Troyer ve Karrizo Sitranjları
kullanılmalıdır.

TOPRAK
Dikimden önce arazinin toprağı, mutlaka analiz ettirilmelidir. Toprak asitliği hafif veya nötr dolaylarında olmalıdır (pH= 5,5-6,5). Turunçgiller, bitki besin maddelerince zengin, süzek, geçirgen toprakları tercih eder. Toprağın derinliği en az 1 m olmalıdır. Taban suyu yüksek olan toprakları, hiç sevmez. Böyle yerlerde, mutlaka drenaj yapılmalıdır. Ağır bünyeli ve fazla kireçli topraklarda turunçgiller için tercih edilmez.

Turunçgil bahçesi yerinin seçimi

İklim, toprak ve sulama şartlarının uygunluğu araştırılır. Çukur ve alçak araziler ile, vadi tabanlarına bahçe kuramaz. Yöneyi güneye doğru olan araziler tercih edilir. Hakim soğuk rüzgarlara açık araziler ile, şehirlere çok yakın alanlar da tercih edilmez.
Don tehlikesinin bulunduğu yörelerde, bahçe tesis edilirken, korunma tedbirleri alınmalıdır.

BAHÇE TESİSİ
Turunçgil yetiştiriciliği için, öncelikle, kaliteli fidan üretimi veya temini gerekir.
Günümüzde virüsten-temiz Turunçgil fidanı elde etmek üzere, Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü, tesislerini hazırlamış olup; virüsten ari fidan üretimine .geçmiştir (Şekil 1). Bahçelerin virüssüz fidanlarla kurulması tercih edilmelidir (Şekil 2).
Sağlıklı fidanların, iyi ürün elde edebilmek için, dikiminde de özen gösterilmesi gereklidir. Dikimden önce, arazi parsellere ayrılır. Yabancı ot ve diğer bitkiler temizlenir.

Şekil. 1. Tüpte turunçgil fidanları Şekil 2. Virüssüz turunçgil çöğürleri Şekil 3. Rüzgar kıranlı turunçgil bahçesi.

 

Kaliteli ve bol meyve elde edebilmek için, bahçenin kenarına rüzgar kıran dikilmelidir (Şekil 3). Bunun için, yayvan ve dikine gelişen serviler tercih edilir. Araları 1 m'den daha sık olmamalıdır.


Eğer arazinin tesviyesi bozuksa, dikim öncesi tesviye yapılır. Daha sonra, önerilen dikim aralıklarına göre, dikim yerleri işaretlenir. Turunçgillere kare dikim tercih edilir. Çeşitlere göre, dikim aralıkları 5 ila 8 m arasında değişir.

Tür ve Çeşit----------------------------------------------------------------------------------------Aralıklar



Vaşington portakalı

7x7m

Yafa-Valensiya portakalı

8x8m

Limonlar

7x7m

Satsuma mandarini

5x5m

Klemantin mandarini

6x6m

Altıntoplar

8x8m



Ülkemizde, uygun dikim zamanı ilkbahar dönemidir. Şubat ortalarında nisan sonlarına kadar, dikime devam edilebilir. Dikimden önce, fidanlarda budama yapılmalıdır. Naylon (polietilen) torbalarda yetiştirilen fidanlarda da, dikim budaması uygulanmalıdır. Fidanların tutması ve gelişmesi için, bu husus çok önemlidir. Naylon torbalardaki fidanlar,genellikle gölge evlerinde yetiştirildiklerinden; dikimden önce, topluca 10-15 gün süreyle, güneş altında bekletilmelidir.

Dikimin derin olmamasına çok dikkat etmelidir. Dikimden sonra toprak sıkıştırılmalı, fidan başına, enaz 35-40 litre can suyu verilmelidir. Dikimi yapılan fidanların gövdeleri, hava şartlarına (özellikle güneşe) karşı korunmak amacıyla, kalın bir kağıtla sarılmalıdır. Fidan büyüdükçe, kağıdın yerine kireç boyama da yapılabilir.

Sık aralıklarla dikilmiş eski bahçelerden, yeterli miktarda ve kaliteli meyve elde etmek için, ağaçların mutlaka seyreltilmesi gerekir. Bu suretle, her türlü bakım işlemi de kolay uygulanabilir hale gelecektir. Seyreltme, verilen plana uygun olarak, köşegen doğrultusunda yapılmalıdır.

Şekil 4. Turunçgil bahçelerinde seyreltme planı

BUDAMA

Budama; ağaçların dengeli ve kuvvetli taç oluşturması; verimlilik süresinin uzatılması; fazla ve kaliteli ürün elde edilmesi; uygun olmayan iklim koşullarıyla, hastalık ve zararlıların olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması; zirai mücadelede başarının artması; hasatta kolaylık; bazı durumlarda, verimden düşmüş ağaçların yeniden kazanılması gibi, yararlar sağlar.
Şekil budaması yapılmış olan fidanlar, bahçeye dikilince, 2-3 yıl süreyle budama yapılmaz. Eğer fidanlarda şekil budaması yapılmamışsa, bu işlem bahçede uygulanır (Şekil 5).

Şekil 5. Turunçgil fidanında şematik olarak şekil budaması.

Fidan meyveye yatıncaya kadar, yalnız ana dallarla, bundan çıkan iskelet dalları kısaltılır. Sıkışıklık yapan, istenmeyen sürgünler çıkarılır.
Ağacın ortasından geçip, çatallaşma ve karışıklık yaratan dallar mutlaka alınmalıdır.

Budama öncesi ve budamada; ağaç değiştirirken budama aletleri, mutlaka ilaçlarla muamele edilmelidir. Turunçgillerde budama zamanı, kış soğukları tehlikesinin ortadan kalktığı ancak, ağaçların yeteri kadar uyanmadığı, Şubat-Mart aylarıdır. Ancak uçkurutan hastalığıyla bulaşık olan limon bahçeleri, sıcak aylarda (Temmuz- Ağustos) budanmalıdır.

Genel olarak, dikkat edilecek hususlar şu şekilde olmalıdır:

  • Öncelikle, kuru dallar alınır.
  • Obur dalların, büyümesine müsaade etmeden, her zaman alınması gereklidir.
  • Birbiri üzerine binmiş ve sürtünme meydana getiren dallardan, alttaki dallar çıkartılır.
  • Beş parmak ve daha kalın dalların yeri, kesimden 1 gün sonra, mutlaka macunlanmalıdır.

TOPRAK İŞLEME
Turunçgillerde, yıllık bakım işlerinden toprak işlemede; toprak ya işlenmez ya da en az düzeyde işlenir. Toprak işlemenin genelde amacı, yabancı otları imha etmektir. Bu işlem uygun ot öldürücü ilaçlarla da yapılabilir.

Akdeniz ve Ege Bölgesi koşullarında toprak; kışın örtülü bırakılarak, yazın işlenir. Turunçgiller, derin işlenmeye çok hassas olup; bu yapıldığında, kökler büyük oranda zarar görürler. Buna bağlı olarak, meyve küçük kalır ve ağaçlarda gelişme yavaşlar.

Turunçgillerde en uygun toprak işleme derinliği, 8 ila 12 cm civarındadır. Toprak, mutlaka tavlı olduğu zaman işlenmelidir. Toprak işleme aletleri ağır olmamalıdır. Ağır işleme, toprağın sıkışmasına neden olur; bu durumda ağaçların beslenmesi engellenir.

SULAMA
Genellikle, yaz aylarının kurak geçtiği; Akdeniz ve Ege Bölgelerinde, turunçgillerde sulama gerekir. Sulama suyu yeterli miktarda bulunmalı ve iyi kalite özellikleri taşımalıdır. Sodyum, klor ve bor gibi elementler, suda çok düşük miktarlarda bulunmalıdır.

Ülkemizde, turunçgillerin sulanmasında genellikle, çanak veya tava ile, karık usulü uygulanır. Yeni kurulan turunçgil bahçelerinde, karık usulü tercih edilmelidir (Şekil 6).

Şekil 6. Turunçgil bahçesinde karık usulü sulama.

Türlerin su ihtiyacı değişiktir. En çok limonlar su ister. Daha sonra birbirine yakın miktarlarla altıntop ve portakallar gelir. En az su mandarinlerde verilir. Yıllık su ihtiyacı, 875-925 mm arasında değişir.

Sulama aralıklarının tespitinde, hava kuraklık durumu ve toprak yapısı, en önemli faktörlerdir. Nisan-Mayıs aylarında başlayan sulamalar havaların çok kurak seyrettiği, Temmuz-Ağustos aylarında, daha sık aralıklarla yapılmalıdır. İklime bağlı olarak yapılan sulamalar, Ekim-Kasım aylarına kadar devam eder. Turunçgillerde, 15 ila 35 gün arayla yapılacak yüzey sulaması genellikle yeterlidir.

Damla ve yağmurlama sulama da, Ülkemiz turunçgil bahçelerine girmiş bulunmaktadır. Bunların, verim ve kalite artışı yönünden önemli avantajları vardır. Özellikle sulama suyunun yetersiz olduğu yörelerde, başarıyla kullanılabilir.

GÜBRELEME
Turunçgillerde tekniğine göre gübreleme için, mutlaka ve toprak analizlerinin yaptırılması gerekir. Analiz için yaprak ve toprak örnekleri, Eylül ortasından Kasım başına kadar olan dönemde ve mutlaka uzman elemanlarca alınmalıdır.

Turunçgillerin gübrelenmesi ile ilgili, yaprak ve toprak analizleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı İçel, Antalya, Alata ve İzmir-Bornova'daki, uzman elemanların çalıştığı, modern laboratuarları bulunan, araştırma enstitülerinde yaptırılabilmekte ve gübreleme tavsiyeleri buralardan kısa sürede alınabilmektedir. Gübrelerin mutlaka bu tavsiyeler doğrultusunda verilmesi gerekir.

Genelde, en fazla miktarda gübre limonlara, en az mandarinlere orta derecede portakal ve altıntoplara verilir. Gübrelemede, ilk uygulama Kasım-Aralık aylarında yapılır. Bu devrede, fosforlu ve potaslı gübrelerle, çiftlik gübresi; ağacın taç hizasına açılacak 15-20 cm derinlik ve genişlikteki, çukur veya bant içerisine verilerek üzeri kapatılıp bahçe sulanır.

Azotlu gübrelerin ilk uygulaması ise, çiçeklenme devresinden önce yani tomurcuklanma dönemidir. Bu dönem genellikle Ocak sonu Şubat başına rastlar. Azotlu gübre, ağaçların taç çevresine serpilerek verilir. 2. uygulama ise; Mayıs ayı ortalarından, Haziran ayının ilk haftasına kadar olan devrede, sulama suyuyla birlikte yapılır.
Gerek gübre miktarında, gerekse veriliş şekil ve zamanlarında , tavsiyelere mutlaka uyulmalıdır.

HORMON UYGULAMASI
Turunçgillerde bitki gelişmesini düzenleyiciler (hormonlar) genellikle; meyve tutumunun artırılması (Klemantin mandarini) amacıyla kullanılır. Bununla birlikte, bazı çekirdeksiz çeşitlerde (Vaşington ve Yafa portakalları ile altıntoplar) Haziran dökümü ve hasat önü dökümlerinin azaltılması için de kullanılabilir. Bunun için, resmi kuruluşlardaki uzmanlara başvurulmalıdır. Aksi halde, beklenilen amacın tam tersi bir tepki elde edilebilir.

Uygulamalarda, bu faydaları sağlamak üzere, ruhsat almış maddeler kullanılmalıdır. Ruhsatı olmayan maddelerin kullanımı; hem beklenen faydanın çıkmamasına neden olur, hem de insan ve çevre sağlığı yönünden zararlar meydana getirebilir.

HASAD
Eğer yıllık bakım işleri tekniğine göre yapılmışsa; hasatta üreticinin yüzü gülecek ve daha çok ve daha kaliteli meyve elde edecektir. Hasat, uzman işçiler tarafından ve tekniğine uygun olarak yapılmalıdır.

Bütün ürünler gibi, turunçgillerinde, hasat zamanının tesbiti çok önemlidir. Zamanında erken veya daha geç yapılacak hasat; meyve kalitesini düşürür ve dayanıklılığını azaltır. Hasat, mutlaka olgun meyvelerde yapılmalıdır. Olgunluğun tespitinde, genellikle, meyvede usare oranı, şeker, asitlik ve meyve kabuk rengi değişimleri göz önüne alınır. Esasen, uzun yıllar boyunca hasat yapıldığından, hasat zamanın belirlenmesinde, fazla bir yanılma olmaz.

Hasat temizlenip ilaçlanmış makasla yapılmalı ve saplar uzun bırakılmalıdır. Hasat sırasında, hava açık veya güneşli olmalı, ağaçlar ıslak olmamalıdır. Hasatta merdiven kullanılmalı; hasat yapılırken ağaçlara zarar verilmemelidir. Hasada başlarken, önce ağaçların, etek dallarındaki meyveler toplanmalıdır. Hasat edilen meyvelerin zarar görmemesi için, toplama kaplarının içleri, düzgün olmalı veya gerekli önlemler alınmalıdır.

Hasat edilen meyvelerden, bereli ve hastalıklı olanları ayıklandıktan sonra, taşıma kaplarına konulmalıdır. Taşıma kapları, hastalık bulaşmalarını önlemek için, doğrudan toprağa konulmamalıdır. Toplanmış meyveler, bahçede 1 gece bekletilmelidir.

AMBALAJLAMA
Her ne kadar, hasat edilen meyveler, az miktarda olduklarında, bahçenin kenarında tasnif edilip ambalajlanabilirse de; meyve çoğaldığında ve iyi bir ambalaj yapmak için, mutlaka paketleme evleri kullanılmalıdır. Türkiye'de üretilen bütün meyveleri işleyecek kapasitede paketleme evi bulunmaktadır. Bunlar yetiştirme bölgelerine dağılmış durumdadır.

Taşıma kapları ile topluca paketleme evlerine getirilen meyveler, burada, bantlar üzerinde önce ayıklanır, daha sonra yıkama bölümlerinde, özel ilaçlı sıvalarla ve fırçalarla temizlenir. Gerekirse (özellikle ihracaat için) mumlanır ve kurutulur. Daha sonra, çaplarına göre boylanarak, uygun boyutlardaki ambalaj sandıklarına yerleştirilir. Bu suretle, meyveler iç ve dış pazarlama için, hazırlanmış olur.

 

Şekil 7. Ambalajlanmış turunçgil meyveleri.


DEPOLAMA
Turunçgillerde en ihmal edilen hususlardan birisi de depolamadır. Halbuki, depolamanın çok önemli avantajları bulunmaktadır. Bunlar;

- Ağaç üzerinde oluşan kaliteyi, meyve tüketilinceye kadar muhafaza etmek,
- Pazara düzenli olarak meyve arz edilerek, fiyat istikrarı sağlamak,
- Özellikle ihracaat için, toplu ve düzenli meyve temin etmek;

Bu avantajlardan yararlanabilmek için, meyveler mutlaka, soğuk depolara konularak muhafaza edilmelidir.
Turunçgil meyveleri, adi depolarda veya makineyle soğutulan depolarda muhafaza edilirler. Kış aylarında, adi depo olarak, havalandırılabilen herhangi bir oda kullanılabilir. Havalar ısındıktan sonra, bu odalarda meyve muhafaza edilmez.

Ülkemizde, "yatak limonculuğu" denilen işlem, buna örnektir. Kış aylarında hasat edilen limonlar, Mart ayına kadar üretildikleri yerlerdeki adi depolarda saklanır. Havalar ısınınca, Ürgüp'teki tabii mağaralara götürülür. Bu şekilde limonlar, Ağustos ayına kadar muhafaza edilebilmektedir.

Meyveler, adi depoya veya makine ile soğutulan modern depolara konmadan önce, ambalajlanmalıdır. Depolanacak meyveler, ambalajlanmadan önce veya ambalajlama sırasında, hastalıklara karşı mutlaka ilaçlanmalıdır. Aynı şekilde, soğuk depolarda temizlenip ilaçlanmalıdır. Kullanılacak ilaçlar için, resmi kuruluşlardaki uzmanlara başvurulmalıdır.

Soğuk depolara ambalajlanmış meyveler, ambalaj kaplarının arasından hava geçebilecek şekilde istiflenmelidir.
Turunçgil meyvelerinin depolanmasında, nispi rutubet genellikle % 85-90 olmaktadır.

Depo sıcaklıkları ile muhafaza süreleri, türler itibariyle aşağıdaki gibidir:
Mandarinler: 3-4 derecede 2-3 ay
Portakallar: 5-6 derecede 5-6 ay
Altıntoplar: 7-9 derecede 6-7 ay
Limonlar: 10-12 derecede 7-8 ay

Gerek hasat mevsiminin 9 aylık döneme yayılması; gerekse uzun sayılabilecek bir depolama süresine sahip olmaları nedeniyle; turunçgil meyveleri taze olarak pazarlanabilmekte ve tüketilmektedir. TURUNÇGİL HASTALIKLARI


UÇKURUTAN HASTALIĞI
Özellikle de limonlarda büyük zarar oluşturan çok tahripkar bir hastalıktır. Yeni bulaşmalar en fazla sonbaharda ve ilkbaharda en az kışın olmaktadır.
Hastalığın Belirtileri
Yapraklar aniden solar, dalcıklar kurur. Limonlarda büyük dallar ve daha sonra bir veya iki yıl içinde ağacın tamamı kurur.
Kültürel Tedbirler
a) Bahçeye dikilecek fidanlar hastalıksız olmalıdır.
b) Hasta fidanlar imha edilmelidir.
c) Hastalıklı dallar budanmalıdır.
d) Gübreleme zamanı iyi ayarlamalıdır.


GÖVDE ZAMKLANMASI VE KAHVERENGİ MEYVE ÇÜRÜKLÜĞÜ

Hastalık, bitkinin toprağa yakın kök boğazı ve gövdesinde meydana geldiği zaman "Gövde Zamklanması" meyvelerde olduğu zaman "Kahverengi Çürüklük" adını alır.


KİMYASAL MÜCADELE
a ) Gövde Enfeksiyonlarına Karşı
1. Sağlam ağaçlar Ekim, Ocak, Mart başlarında koruyucu olarak %2'lik Bordo bulamacı ile gövde ve kalın dallardan ilaçlanmalı.
2. Hasta kısımları, temizlendikten sonra 25-30 cm'den prümüs Alevi ile yıkanır, %0.3'lük Potasyum Permanganat ile fırça ile sürülerek ilaçlanır.
b) Meyve Enfeksiyonlarına Karşı
Ekim ayında ilaçlanır, gerekirse 15 gün sonra tekrarlanır. %1'lik Bordo bulamacı veya %0.3'lük Captan 50 kullanılır.


MAVİ VE YEŞİL KÜF
Genel olarak yeşil küf ve mavi küf aynı meyve üzerinde karışık olarak bulunur. İlk olarak mavi küf kendini belli eder ve bunun üzerine kısa zamanda yeşil küf kaplar. Yeşil küf ve mavi küf sporları havada her yana kolayca yayılır; meyveye yaradan girer. Yeşil küfle bulaşık meyve, mavi küfle bulaşık olana nazaran temas ettiği meyveyi daha çabuk hastalandırır.

1- Kültürel Tedbirler

  1. Hasattan önce çeşitli hastalık ve zararlılara karşı iyi bir mücadele yapılmalıdır.
  2. Hasat sırasında meyveler yaralanmamalı ve yere düşen meyveler toplanmamalıdır.
  3. Sarartma odası temiz tutulmalı ve önceden dezenfekte edilmelidir.
  4. Paketleme evlerinde fazla yığın yapılmamalı ve çürük veya yaralı olanları ayırmalıdır.
  5. Temizlenmiş ilaçlanmış veya ilaçlanmamış meyveler Difenilli kağıtlara sarılmalıdır.
  6. Ambalaj sandıklarına meyveler sıkışık istif edilmemelidir.

2- Kimyasal Mücadele
Hasattan hemen önce veya sonra yapılarak meyvelerin ambalajlara ilaçlanmış olarak girmesi sağlanmalıdır.


TURUNÇGİL DAL YANIKLIĞI
Turunçgil Dal Yanıklığı turunçgillerin genel bir hastalığıdır. Etmen bakteri 28 ve 30°C larda en iyi gelişme gösterir gelişmenin en yüksek sıcaklığı 35°C, en düşük sıcaklığı 1 °C olup sıcakta ölüm noktası 51 °C' dir.
Etmen bakteri bitkiyi yaprak sapındaki bir yara veya bir çatlaktan girer.


MÜCADELESİ

1. Kültürel tedbirler
a) Gübreleme ve sulamanın ayarlanmasıyla yeni sürgünlerin kışa odunlaşmış olarak girmesi sağlanmalıdır.
b) Bahçe rüzgarlara karşı rüzgar kıranlarla korunmalıdır.
c) Aşırı hasta dallar kesilip yakılmalıdır.

2- Kimyasal Mücadele
Kasım ve Aralık sonunda %1-1,5’luk bordo bulamacıyla ilaçlama yapılmalıdır. Bununla birlikte çiçek tomurcuklarının teşekkülüne kadar havalar hastalığın çıkışına elverişli olduğu taktirde ilaçlamaya devam edilmelidir.


TURUNÇGİLLERDE KAVLAMA GRUBU VİRÜS HASTALIKLARI

Bu hastalıklar turunçgil ağaçlarında, ilkbahar sürgün büyüme mevsiminde yeni oluşan genç yapraklar ve damarcıklarında renk açılmalarına veya açık yeşil renkte bant oluşmalarına neden olur. Ayrıca yapraklar üzerinde küçük nokta şeklinde veya daha büyük çapta açık renkli lekeler oluşabilir.





Şekil 9. Dal yanıklığı: Kuruyan yaprağın dala bağlandığı yerde kahverengileşme.

TURUNÇGİL GÖÇÜREN VİRÜS HASTALIĞI

Hastalık etmeni bir virüstür. Virüs bitkinin tüm aksamında bulunur. Ayrıca bu hastalık yaprak bitleri tarafından turunçgiller taşınabilir. Hastalık turunca aşılı ağaçlarda aşırı bodurluk, dallarda kuruma ve çalılaşma, geriye doğru ölüm, yapraklarda soluk yeşil renk ve matlaşma oluşturur.






Şekil 10. Göçüren hastalığı: Odun kısmında iğne ucu gibi çıkıntılar, kabukta bunun karşılığı olan girintiler.

SATSUMA CÜCELİK VİRÜS HASTALIĞI

Bu virüs ağacın tüm aksamında bulunur. Esas olarak yapraklarda belirti oluşturur. Ağaçların sürgünlerinde büyüme durur ve anormal şekilli yapraklar oluşur.


TURUNÇGİL TAŞLAŞMA VİRÜS HASTALIĞI
Hastalık bir virüs tarafından oluşturur. Bu virüs ağacın tüm aksamında bulunur. Hastalığın en belirgin özelliği meyvelerde küçülme ve özellikle yaz aylarında şiddetli meyve dökümüdür.


TURUNÇGİL CÜCELEŞME HASTALIĞI
Ağacın tüm aksamında bulunur. Hastalık aşı gözü veya aşı kalemleri ile taşınır.


TURUNÇGİLLERDE GÖZENEKLEŞME HASTALIĞI
Ağacın tüm aksamında bulunur. Hastalık aşı gözü veya aşı kalemleri ile taşınır.






Şekil 11. Gözenekleşme hastalığı zamk paketleri


TURUNÇGİL PALAMUTLAŞMA VEYA YEDİVERENLEŞME HASTALIĞI
Turunçgil ağaçlarının besin taşıyan borularında bulunur. Hasta ağaçlarda yaprakların şekli bozulur, yapraklar küçülür. Küçülen ve şekli bozulan bu yapraklar çukurlaşarak kaşık şeklini alır. Dallarda boğum araları kısalır. Hastalıklı ağaçlarda yılın her mevsiminin çiçek ve irili ufaklı meyveler bulunması çok dikkat çekici bir durumdur.

 

Şekil 12. Palamutlaşma hastalığı: Meyvelerin palamut şeklini alması.

 

VİRÜS VE VİRÜS BENZERİ HASTALIKLARIN TAŞINMA YOLLARI
Hasta ağaçlardan alınan hastalıklı aşı gözü ve kalemleri aşı bıçağı, budama aletleri, yaprak pireleri, afitler gibi böcekler sağlam ağaçlara bulaştırılır.


VİRÜS VE VİRÜS BENZERİ HASTALIKLARLA MÜCADELE
1- Hastalıklı ağaçlardan aşı gözü ve aşı kalemi alınmamalı, hastalıklı ağaçlarda kullanılan aşı bıçağı ve budama aletleri sağlam ağaçlarda kullanılmamalı.
2- Hastalık taşıyan yaprak pireleri ve afitler gibi böceklerle mücadele edilmeli.
3- Hastalıklı bitki dikilmemeli.
4- Bahçede hastalıklı bitki görüldüğü taktirde sökülüp yakılmalıdır.


FİZYOLOJİK HASTALIKLAR ÇİNKO NOKSANLIĞI
Yaprakların damar araları sararır. Damarlar yeşil kalır. Yapraklar normale göre küçük ve şekilleri bozuktur. Meyveler gelişemez, küçük kalır. Verim ve kalite düşer. Meyvenin içi kuru sert lifli ve tatsız olur.


ÇİNKO NOKSANLIĞINI OLUŞTURAN ETMENLER
Çinko noksanlığı çoğunlukla kumlu, çakıllı, rutubeti çok yerlerde kendini gösterir. Yüksek asitli, ağır ve killi topraklarda fazla sulanan rutubetli bahçelerde de görülür. Ayrıca fazla miktarda organik madde verilen topraklarda da çinko noksanlığına rastlanmaktadır.


ÇİNKO NOKSANLIĞININ GİDERİLMESİ
Kültürel uygulamalar
a) Toprak ve iklimin uygun olmadığı yerlerde turunçgil bahçesi tesis etmemek.
b) Gübrelemeyi analiz sonuçlarının öngördüğü esasa göre yapmak,
c) Su tutan ağır toprakları sık sık işlemek,
d) Toprak kireçli ise bol çiftlik gübresi ve yeşil gübre ile ıslah etmek,
Kimyasal uygulamalar
Uygulama genellikle ilkbaharda gelişmenin en hızlı olduğu devrede veya hemen bu devreyi takiben yapraklara pülverizasyon şeklinde yapılmalıdır.





Şekil 13. Çinko noksanlığı: Yaprak damarları arasında sararmalar.

DEMİR NOKSANLIĞI


Demir Noksanlığı Klorozunun tipik belirtisi yapraklarda görülür. Demir, bitki yapısı içinde kolay taşınamadığı için yapraklarda sarıdan sarımsı beyaza kadar değişen bir renk bozulması olur. Ilk başlangıçta damarlar yeşil kalmasına rağmen ileri hallerinde yaprağın her tarafı sararır. Daha çok genç yapraklarda kendini gösterir. Çok şiddetli noksanlıklarda meyvelerin küçükken sarardığı da görülmüştür. Verim ve kalitedeki bozukluk da dikkati çeken önemli bir husustur.
Çoğunlukla kireçli ve alkali topraklarda kendini gösterir. Asit karakterli topraklarda fosfor düzeyi yüksek olduğu takdirde ortaya çıkar.

Şekil 14. Demir noksanlığı: Yaprakların sararması ve damarların yeşil kalması.



DEMİR NOKSANLIĞININ GİDERİLMESİ
a) Uygun olmayan yerlerde turunçgil dikimi yapılmamalıdır.
b) Sulama düzenli yapılmalıdır.
b) Kireçli, fosfatlı gübreler aşırı dozda kullanılmamalıdır.
c) Organik gübre kullanılmasına özen verilmelidir.
d) Toprak sürülerek havalandırılmalıdır.


Kimyasal Önlemler
Uygulamalar Mart-Nisan aylarında yapılır. Ayrıca demir içeren yaprak gübreleri de çiçek dökümünden sonra 15 gün ara ile iki defa pülverize edilebilir.

TURUNÇGİL ZARARLILARI

Kırmızı ve Sarı Kabuklu Bitler
Turunçgillerin dal, gövde, yaprak ve meyvelerinde bitki özsuyunu emerek zararlı olurlar. Meyveler küçük kalır, yapraklarda klorofilsiz oluşamaz, gözenekleri kapattığı için özümlemeye engel olurlar ve çok ileri zararlanma durumunda dalları hatta ağacı tamamen kurutabilirler.

Bu kabuklu bitler yerleşim alanlarına yakın, tozlu yol kenarlarında yoğun olarak bulunur. Budama, gübreleme, sulama, tavında toprak işlemesi gibi bakım işlemlerinin zamanında yapılarak ağaçların kuvvetli bulundurulması, ağaç taçları arasında 1-1.5 m aralık bulundurularak bahçe içerisinde hava akımının sağlanması, tozlu yol varsa tozun kalkmaması için gerekli önlemlerin alınması, gibi kültürel önlemlerin alınması bu zararlılarla mücadelede başarıyı arttırır.
Zararlının varlığı ve yoğunluğu kışın yapraklarda, ilkbaharda fındık büyüklüğüne ulaşan meyvelerde, sürgün veya yapraklarda, daha ileri dönemlerde iri meyvelerde yapılan kontrollerle belirlenerek mücadele zamanına karar verilir.

Unlu Bit
Bazen tek başına çoğunlukla koloni halinde, yumakçıklar şeklinde çanak yaprakların altında, bitişik meyve ve yaprak aralarında, göbekli portakallarda göbek kısımlarında bulunurlar.
Budama, gübreleme, sulama gibi bakım işleri yerinde yapılarak ağaçların kuvvetli bulundurulması, yabancı ot mücadelesi yapılması, ağaç taçları arasında aralık bırakılarak hava akımının sağlanması, gibi kültürel önlemlerin yerine getirilmesi gerekir.
Parazit ve predatörlerin bahçede başarılı olabilmesi için bunların faaliyetine engel olabilen karıncalarla iyi bir mücadele yapılması büyük yarar sağlar

Beyaz Sinekler
Beyaz sinekler bitki özsuyunu emerek ağaçların gelişmesinin azalmasına, meyvelerin küçük kalmasına, şeker oranının düşmesine, çıkardıkları tatlı maddeler ağaçların isli bir görünüm almasına ve ağaçların verimlerinin düşmesine neden olurlar.
Beyaz sineklerle mücadelede bahçe tesis edilirken bu zararlılarla bulaşık alanlardan yapraklı fidanlar getirilmemeli, eğer getirilecekse etkili bir ilaçla ilaçlanmalıdır.
Turunçgil beyaz sineğinin bulunduğu bahçelerde Aralık-Şubat ayları arasında ağaçlar meyvesizken tüm koşniller içinde tavsiye edilen yazlık beyaz yağlarla bir kış ilaçlaması yapılmalıdır.

Torbalı Koşnil
Bitkinin özsuyunu emerek gelişmesini yavaşlatır, hatta kurutur. Çıkardıkları tatlı madde ile yaprak ve meyvenin islenmesine neden olur.
Bahçede bakım işlemleri usulüne uygun bir şekilde yapılarak ağaçlar kuvvetli bulundurulmalıdır. Zararlı özellikle gövde kalın dallarda görüldüğünde bez parçası ile sıyrılarak temizlenmelidir.
Bu zararlı doğada bol miktarda bulunan bir gelin böceği tarafından tamamen kontrol edilebilmekte ve ilaçlı mücadeleye gerek kalmamaktadır.

Yıldız Koşnili
Bitki özsuyunu emerek ağaçların zayıf kalmasınâ, verim ve meyve kalitesinin azalmasına neden olur. Çıkardıkları tatlı maddeler nedeniyle ağaç ve meyveler isli bir görünüm alır. Ortalama olarak yaprak başına 1'den fazla zararlı düşüyorsa ilaçlama gerekir.

Yaprak Bitleri
Turunçgillerin taze sürgün ve yapraklarında genellikle koloniler halinde bulunurlar.
Bitki özsuyunu emerek yaprakların küçük kalmasına, kıvrılmasına dolayısıyla ağaçların gelişememesine, çıkardıkları tatlı maddeler sonucu yaprakların islenmesine ve ayrıca virüslerin taşınmasına neden olurlar.
Bahçede bakım işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılması, gereğinden fazla azotlu gübre kullanılmamasına ve tavsiye dışı geniş etkili ilaçlara yer verilmemesi gibi kültürel önlemlerin alınması mücadeledeki başarıyı artırır.
Yaprakbitleri turunçgillerde en çok doğal düşmanı bulunan zararlılardan birisidir.

Yaprak Pireleri
Emgi yapmak suretiyle meyvelerde kabuk üzerinde lekelerin oluşmasına neden olurlar.
Mücadelesinde bakım işlemlerinin zamanında ve uygun bir şekilde yapılması, yabancı ot kontrolüne önem verilmesi, yaprak pirelerinin zararlı olduğu diğer kültür bitkilerinde bu zararlıya karşı mücadele yapılması gibi tedbirlerin alınması yarar sağlar.

Limon Çiçek Güvesi
Tırtıllar beslendikleri çiçekleri tahrip ederek meyve tutumuna engel olurlar. Mücadelesi için yaz aylarında çiçek açan virüslü ağaçların yok edilmesi, daima çiçek açan yediveren çeşitlenin bahçede bulundurulmaması vır bakım işlemlerinin usulüne göre yapılması gibi kültürel tedbirlerin alınması yararlı olur.

Harnup Güvesi
Kışı ağaçlar üzerinde veya altında bulunan dökülmüş meyvelerde, a§aç kabukları altında larva döneminde geçirirler. Temmuz ayında turunçgillere geçerek göbekli portakal ve unlu bitle bulaşık altıntoplara yumurta bırakırlar.

Akdeniz Meyve Sineği
Akdeniz Meyve Sine¢ine konukçuluk yapan bitkilerin (kayısı, Şeftali, incir , avokado, mandalina) turunçgil bahçeleri içine veya yakınına dikilmemesi, bu zararlıdan dolayı dökülen meyvelerin toplanarak derince gömülmesi gibi kültürel önlemler mücadelesindeki başarıyı artırır.

Pas Böcüsü
Larvalar ve erginler yaprak, filiz ve meyvelerde emgi yapmak suretiyle zararlı olurlar. Emgi sonucu meyve üzeri pas renginde lekelerle kaplanır.
Turunçgil ağaçları arasında sebze yetiştirilmemesi ve her türlü bakım işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılması gerekir.
Mücadelesi için bir öncesi yıl bahçede pas böcüsü zararı görülmüş ise diğer zararlılara karşı yapılacak olan kış ilaçlamasında akarisitlere de yer verilmelidir.

Turunçgil Tomurcuk Akarı
Çiçekler normalden kısa, kalın ve çatallı olur. Böyle çiçeklerin çoğu meyve bağlayamaz, meyve bağlayanlarda tipik şekil bozuklukları olur. Yaprak ve filizler rozetleşir.

Turunçgil Kırmızı Örümceği
Turunçgillerde yaprak ve meyve üzerine emme suretiyle beslenerek zararlı olurlar. Zarar gören yapraklar çabuk kurur ve erken dökülürler. Kuru ve sıcak havalarda yoğunluğu artar. Daha çok geniş etkili ilaçların kullanıldığı bahçelerde ortaya çıkar ve zararlı olurlar.

TURUNÇGİLLER

Dünyada ticari hacmi en fazla olan meyve türüdür. En çok üretilen, en çok alınıp-satılan meyve türleridir. Tüketimin %90’ı sofralık; geri kalanı ise sanayiliktir. Turunçgiller temelde Güneydoğu Asya kökenlidir. Turunçgillerin 2 tane anavatanı kabul edilir. Turunçgillerde çok fazla tür vardır. Turunçgillerin 1. ve 2. derecede Anavatanı vardır. 1. derecede Güneydoğu Çin (Taylan, Vietnam, Kamboçya, Malezya), Çin kıyıları, sarı ırmak vadisinin iç kesimi, Çin’in güney kısmı). 2. derecedeki anavatanı ise Himalaya’nın güney etekleri (Hindistan, Endonezya, Avustralya’nın kuzey kesimleri, Tayvan, Filipinler, Japonya).

Tarihçesi: İlk yerleşik toplumların 7 bin yıl öncesine kadar dayanır. ilk yerleşimle birlikte turunçgillerde dahil meyvelerin tohumlarını götürüp yetiştirildiği görülür. İlk yazılı kaynaklar M.Ö. 2200 yılında Çin imparatoruna ithafen yazılan bir şiirde “portakal” kelimesi görülür. M.Ö. 1178 yılında Han Yien isimli bir Çinli, Chou Loh isimli yazmış olduğu monografisinde Zhen Jiang eyaletinde 27 turunçgil türünün yetiştiğinden bahsetmiştir.

  Turunçgillerin yayılımı ise toplumsal, ticari ve kültürel gelişmelerle olmuştur. M.Ö. 400-500 yıllarında Ortadoğu’ya gelmiştir. Sonra Fenikeliler ve Yunanlılar vasıtasıyla Akdeniz’e ulaşmıştır. Roma İmparatorluğu zamanında gerçek anlamda turunçgil bahçeleri kurulmuştur (bunda kilisenin etkisi büyük olmuş). O zamanlar turunçgiller lüks tüketim maddesiymiş. Daha sonra coğrafi keşiflerle Amerika’ya (Florida) geçmiştir. Portekizliler vasıtasıyla Brezilya’ya geçiş yapmış. İngilizler vasıtasıyla Avustralya’ya götürülmüştür. Bildiğimiz anlamda (gerçek anlamda) turunçgil yetiştiriciliğine 19. yy’da başlanmıştır. Anadolu’ya M.Ö. 3. yy’da geldiği zannediliyor. İlk yazılı eser 17. yy’a aittir. Ülkemize mandarin Rusya üzerinden gelerek Karadeniz’e geçmiştir. Bu çeşit Satsuma mandarinidir (Rize mandarini). Portakal ve limon İtalya’dan; Altıntop ise ABD’den ülkemize giriş yapmıştır.

  Dünyadaki Yapısı: Kuzey ve Güney yarımkürede yaygın olarak yetiştirilir. Kuzey yarımkürede en büyük üretici ülke ABD’yi görürken sonra Akdeniz ülkelerini görüyoruz. Kuzey yarımkürede üretilen turunçgiller Dünya üretiminin %74’ünü karşılar. Kuzey yarımkürede önemli üretici ülkeler ABD ve Akdeniz ülkeleridir. Güney yarımkürede önemli üretici ülkeler Brezilya, Arjantin, Güney Afrika ve Avustralya’dır. dünya turunçgil üretimi toplam 107 milyar tondur (2002 rakamları). Turunçgillerin hasadına Kuzey yarımkürede Eylül-Ekim ayında başlanır. Nisan-Mayıs ayına kadar devam edilir. Güney yarımkürede hasat Mayıs-Haziran’da başlar; Ekim-Kasımda biter.

  Ülkelerin Üretim Miktarları: 1. sırayı 24 milyon ton ile Brezilya’dır. Burada ağırlıklı olarak yetiştirilen tür 22, 7 milyon ton ile portakaldır. 770 bin ton mandarin, 520 bin ton limon ve 66 bin ton diğer türlerden ürün alınmaktadır. Brezilyada üretilen portakalların sofralık değeri yok, tamamen sanayiliktir. Brezilya Semitropik bir iklime sahiptir (Subtropik değil). Sofralık olarak ihraç etme şansları yok. Meyve suyu sanayii bu ülkenin elindedir.

  En fazla üretimi yapan 2. ülke 15,7 milyon ton ile ABD’dir. 12 milyon ton portakal, 600 bin ton mandarin, 700 bin ton limon üretir. Dünyada Altıntop üretimi en fazla olan ülkedir. 2,5 milyon ton Altıntop üretir. ABD’nin de çok büyük bir ihracatı yok. Florida ve Kaliforniya’da ağırlıklı olarak turunçgil yetiştiriciliği yapılır. Florida da Semitropik bir iklime sahip bu yüzden sanayilik üretim yapılır. Kaliforniya’daki üretim sofralıktır (Aynı bizim Akdeniz Bölgesi gibi. Florida’daki üretim California’dakinin 3-4 misli kadardır. ABD Altıntopta Avrupa pazarına kadar giriyor. Bu yüzden Altıntop da bizim rakibimiz.

  3. ülke 12 milyon ton üretim ile Çin’dir. Çin zaten turunçgillerin anavatanı olan bir ülkedir. Çok hızlı bir patlama yaptı. Üretimi 2-3 milyon tondan 12 milyon tona çıktı. Üretimlerinin 3,5 milyon tonu portakal; 7,5 milyon tonu mandarindir. Satsuma mandarini soğuklara dayanıklı bir çeşittir. Çin; soğuklara dayanıklılığı nedeniyle Satsuma ve melezlerini üretiyor. Çok geniş bir üretim alanı var. Diğer ülkelerin aksine portakal yerine mandarin üretimi fazladır. Bu ülkede verim çok düşüktür. Modern bir yetiştiricilik yoktur.

  4. ülke 5,5 milyon ton ile İspanya’dır. Üretim bakımından Akdeniz ülkeleri arsında 1. sırada yer alır. Üretimlerinin 3 milyon tonu portakal; 1,5 milyon ton mandarin; 1 milyon ton kadar limon; 25.00 tonu da altıntoptur. Avrupa Birliğinde olması büyük bir avantajdır. İspanya’da yetiştirilen portakal çeşitleri göbekli portakallardır (Navelina, Washington Navel, Navelate, Valencia). Portakal üretimlerinin büyük bir kısmını ihraç ediyorlar. İspanya mandarin bakımından (Klemantin ve Satsuma) büyük bir üreticidir. Biz çekirdeksiz Klemantin üretemiyoruz fakat İspanya tamamen çekirdeksiz Klemantin üretiyor.

  Akdeniz ülkeleri arasında 2. sırada İtalya yer alır (2000 yılı rakamlarına göre). 3,7 milyon ton üretimi var. bunun 2,3 milyon tonu portakal; 700 bin tonu mandarin; 700 bin tonu limondur. İtalya esas olarak bize portakal ve limon bakımından rakiptir. Göbekli portakalları çok üretiyor.

  Mısır’ın 2,3 milyon üretimi var. Bunun 1,5 milyon tonu portakal; 500 bin tonu mandarin; 300 bin tonu limon ve Laym’dır (Limon benzeri meyve). Akdeniz ülkeleri arasında üretim bakımından 3. sırayı alıyor.

  4. sırada 2,250 milyon ton ile Türkiye yer alıyor. Üretimin 1,1 milyon tonu portakaldır. 500 bin ton kadar mandarin, 520 bin ton kadar limon, 140 bin ton kadar da altıntop üretiyoruz. Bazen limon bazen mandarin öne geçer. Dünya’da portakal üretimi en fazladır (Dünya üretiminin %63’ü). Mandarin üretimi %18, limon üretimi %9,5, Altıntop %4,7, Diğer türler %4,7’dir. Türkiye’deki portakal çeşitleri önemlidir. Portakal: Ağırlıklı olarak göbekli portakal yetiştiriyoruz (Washington Navel özellikle yaygın çeşittir). Bizde de Naveline, Navelat, Lanelate üretimi yapılıyor. Normal portakal olarak da Yafa, Valencia portakalı üretiyoruz. Adana Yerlisi, Kozan Yerlisi gibi yerli çeşitlerimiz var. Mandarin: Ağırlıklı olarak Satsuma üretiyoruz. Birçok tipi ülkemizde var (Okitsu, Clausellina gibi çeşitler). * Satsumada Türkiye’nin şu şansı var: Ege Bölgesinde üretimi daha fazladır. Ege’deki Satsuma daha koyu renklidir. Kullanılan anaç üç yapraklı ve melezleridir. Bu anaçlar erkencilik sağlıyor. Hatay’da da Satsuma üretimi fazladır. Ege Satsuması kaliteli Satsumadır. Renklenme ve kalite iyidir. Yukarıdaki 2 çeşidin birim zarı daha incedir (Okitsu, Clausellina). Fremont (Çok çekirdekli. Orta Doğu’ya gönderiyoruz), Klemantin (Çekirdekli), Minneola tangelo (Türkiye’de çok başarılı oldu;: Renk , kalite ve verim açısından Pazar değeri çok yüksek), Nova, Robinson. Son 2 çeşit ihraç edebildiğimiz çeşitlerdir. Limon: İnterdonato: Eylül-Ekim aylarında kesiliyor. Bu dönemde Avrupa’da satıcı ülke yok. Kütdiken: Yatak özelliği var. 7-8 ay dayanabiliyor. İtalyan Memeli ve Lamos diğer çeşitler. Altıntop: Üretimin büyük çoğunluğu koyu renkli çeşitlerdir (Star Ruby çeşidi). FAS: 1,4 milyon ton üretimi var. Bahçelerin 1/3’ü krala ait olduğu için gayet bakımlı. 870 bin ton portakal, 500 bin ton mandarin üretimi var. YUNANİSTAN: 1,2 milyon ton üretimi var. 950 bin tonu portakal, 155 bin tonu limon, 90 bin tonu mandarindir. Portakal bakımından bize rakip (AT’de olduğu için). İSRAİL: 845 bin ton üretimi var. 300 bin ton portakal, 370 bin ton altıntop üretimi ar. Altıntopta önemli bir ülke. Altıntopta bizim rakibimiz. Beyaz renkli çeşitlerde sıcaklık toplamı yetmiyor (Türkiye’nin en büyük sorunu). CEZAYİR: 460 bin ton TUNUS: 220 bin ton FRANSA: 33 bin ton. Korsika adasında üretim fazladır.

  İhracat Bakımından Genel Durum: İspanya: 1,233 milyon ton portakal ihraç ediyor. 1,090 milyon ton mandarin; 420 bin ton limon, 22 bin ton altıntop ihraç ediyor. Bu ülke bizim için çok büyük bir rakip (AT içerisinde olmaları çok büyük bir kazanç). İTALYA: 90 bin ton portakal ihraç ediyor. 32 bin ton mandarin, 25 bin ton limon ihraç ediyor. İtalya sanayiye yönelmiş bir durumda. Üretimlerinin 1 milyon ton sanayide işleniyor. TÜRKİYE: 122 bin ton portakal, 132 bin ton mandarin, 217 bin ton limon, 72 bin ton altıntop ihraç ediyor. YUNANİSTAN: 263 bin ton portakal, 28 bin ton mandarin, 34 bin ton limon ihraç ediyor. Portakalda bize önemli bir rakip ülkedir. İSRAİL: 104 bin ton portakal, 132 bin ton altıntop, 32 bin ton mandarin ihraç ediyor. FAS: 370 bin ton portakal, 255 bin ton mandarin ihraç ediyor. İsrail’de ve bizde altıntopta beyaz dilim konserve üretimi önemlidir. Dünya’da 10-15 milyon ton turunçgil taze olarak pazarlanıyor (el değiştiriyor). Ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine (İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda) pazarlanıyor. Bu ülkeler 1 milyon ton ithalat yapıyor. Avrupa ülkelerinden sonraki pazarlar Rusya ve Ukrayna’dır. Öncelikli hedefimiz Batı Avrupa’dır. yaz aylarında Arjantin ve G. Afrika’nın malları pazara giriyor. Amerika özellikle Japonya’ya yönelmiş durumda (ihracatta). Bu ülkeye altıntop ve mandarin satıyor. Almanya ve Fransa mandarin bakımından fazla ithalat yapıyor (özellikle ithalatı İspanyadan yapıyorlar). Bu ülkelere Satsuma çeşidinin ithalatını Türkiye yapıyor. Klemantin bakımından ithalatta İspanya önde, bir miktar da Fas portakal bakımından en büyük ihracatçı ülke İspanya’dır. İthalatçı ülkeler ise Almanya, Hollanda, Fransa’dır. En çok göbekli portakallar, sara yafa ve Valencia (son iki çeşidi Türkiye ve İsrail ihraç ediyor) portakalı ihraç ediliyor.

  Almanya, Belçika ve Hollanda Reexport yapıyor (yani bizden alıyor, başka ülkeye satıyor. Aracı ülke konumunda). Bu iş en çok portakalda yapılıyor. Limon İspanya ve Türkiye’den, İngiltere, Almanya ve Hollanda’ya ihraç ediliyor. Polonya da limon ithal ediyor (bu iki ülkeden). Altıntop Almanya, İngiltere ve Hollanda’ya ihraç ediliyor. İhracat: Exports.  

  1999 rakamlarına göre veriler: ABD’nin toplam ihracatı 830 bin tondur (15 milyon ton üretim içerisinden). İspanya’da yarı yarıya ihracat var. ABD’de limona doğru yönelim var. ABD en çok altıntop ihraç eden ülkedir (425 bin ton). Bunun tamamı Florida’dan ihraç ediliyor. 260 bin ton portakal, 120 bin ton limon ihraç ediyor. İspanya’nın 2,8 milyon ton ihracatı var.

  3. sırada G. Afrika Cumhuriyeti görülüyor. 830 bin ton ihracatı var. 560 bin ton portakal, 115 bin ton altıntop, 60 bin ton limon,. 60 bin ton mandarin ihraç ediyor. Güney yarımkürede olduğu için fazla bir rakibi yok.

  4. sırada Fas geliyor (ihracat bakımından). 630 bin ton ihracat yapıyor. 370 bin ton portakal, 255 bin ton mandarin, 127 bin ton altıntop ihraç ediyor.

  5. sırada Türkiye yer alıyor. 550 bin ton ihraç ediyor. Önemli bir kısmı limon (217 bin ton). İhracatın büyük bir kısmı interdonato (erkenci bir limondur). Kütdiken (Dünya’nın en kaliteli limonu) çeşitlerinden yapılıyor. 231 bin ton mandarin ihraç ediyoruz. Satsuma ağırlıklı bir ihracatımız var. Minneola tangelo, Robinson, Nova ve Fremont’da ihraç ediyoruz. 122 bin ton portakal ihraç ediyoruz. İhraç edilen çeşitle; Washington Navel ve diğer göbekli portakallar, yafa, Valencia’dır. 72 bin ton altıntop ihraç ediyoruz. Üretilen altıntopun %70-80’ini ihraç ediyoruz. Renkli çeşitlerden Star Ruby, Henderson, Rio Red ihraç ediliyor.

  6. sırada Hollanda yer alıyor. 395 bin ton ihracatı var. üretimi yok. Diğer ülkelerden alıyor ve satıyor. 156 bin ton portakal, 83 bin ton limon, 79 bin ton altıntop, 71 bin top mandarin ihraç ediyor.

  7. sırada Yunanistan yer alıyor. 330 bin ton ihracatı var. 265 bin ton portakal, 35 bin ton limon, 29 bin ton mandarin ihraç ediyor. Portakala rakibimiz.

  8. sırada Arjantin yer alıyor. 330 bin ton ihracatı var. 200 bin ton limon, 75 bin ton portakal, 25 bin ton mandarin ihraç ediyor.

  9. sırada Meksika var. 280 bin ton ihracatı var.

  10. sırada İsrail var. 275 bin ton ihracatı var. 132 bin ton altıntop, 03 bin ton portakal,. 30 bin ton mandarin ihraç ediyor.

  11. sırada Çin var. 178 bin ton ihracatı var. 163 bin ton mandarin ihraç ediyor. Çin serin subtropik koşullara sahip bu yüzden en çok mandarin yetiştiriciliği var.

  12. sırada İtalya yer alıyor. 150 bin ton ihracatı var. 90 bin ton portakal, 30 bin ton mandarin, 25 bin ton limon ihraç ediyor.

  13. sırada Avustralya yer alıyor. 145 bin ton ihracat yapıyor.

  Sonra Brezilya geliyor. 120 bin ton ihracatı var. Kıbrıs Rum Kesiminin 70 bin ton ihracatı var. Bunun 26 bin tonu altıntop, 16 bin tonu portakal, 10 bin tonu mandarindir. Altıntopta bizim rakibimiz. Mısır’ın 67 bin ton ihracatı var.

  Dünya’da turunçgil ticaretinin %80’i Avrupa’ya yapılıyor (en büyük turunçgil pazarı). Türkiye artık Doğu Avrupa pazarına yönelmeye başladı (Çekoslovakya, Polonya,...). Rus ve Ukrayna pazarının geliştirilmesi gerekiyor (özellikle portakal ihracatı buraya yapılıyor).

  Batı Avrupa çekirdeksiz çeşit tercih ediyor. İspanya toleranslı koşullarda çekirdeksiz mandarin elde ediyor ve bu şekilde Batı Avrupa pazarına hakim durumda. Kaliteli ve çekirdeksiz çeşitlere yönelmemiz gerekiyor. Avrupa çok tatlı ve çok iri meyve istemiyor. Standart meyve istiyorlar. Çok çeşitten daha çok Dünya’da geçerli çeşitler yetiştirilmelidir (ülkemiz için). Paketleme ve ambalajlama yönünden düzeliyoruz. Avrupa pazarına karton kutularla boy boy olarak turunçgil gönderiyoruz. Avrupa tahta kasa kabul etmiyor. İhracatta organizasyonda bozukluk var. Pazar bağlantısı zayıf. Pazarlama işini özel sektör yapıyor. Bütün pazarları ihmal etmemeliyiz. Üretimimizi ve çeşit sayısını arttırmalıyız (Bu sayılanların hepsi “Batı Avrupa kısmından başlayan kısımdan itibaren” ihracat bakımından yapmamız gereken hususlardır.

Not: Sınavda ihracattan 1 Adet soru kesin var.

Dünya’da toplam turunçgil yetiştiricilik alanı: 7,5 milyon ha

  1- Çin: 1,615 milyon ha

  2- Brezilya: 1,090 milyon ha

  3- Meksika: 483 bin ha

  4- ABD: 442 bin ha

  5- İspanya: 285 bin ha

  6- İtalya: 177 bin ha

  7- Mısır: 135 bin ha

  8- Türkiye: 85,587 ha

  Portakal: 38 bin ha

  Mandarin: 27 bin ha

  Limon: 17 bin ha

  Altıntop: 3 bin ha aittir.

  Bu rakamlardan turunçgil yetiştiriciliğinin tam istenilene uygun yapılmadığı görülür.

Dünya’da Turunçgil Verim Değerleri:

  1- ABD: 3542 kg/da

  2- İsrail: 3311 kg/da

  3- Suriye: 2657 kg/da

  4- Türkiye: 2644 kg/da

  Portakal: 2878 kg/da, Mandarin. 1870 kg/da

  Limon: 3011 kg/da, Altıntop: 4530 kg/da

  Tür Bazında Verimleri İncelersek: Portakal: ;İsrail 3768 kg/da verim elde ediyor. Mandarin: ABD 2480 kg/da verim elde ediyor. Avustralya: 3369 kg/da verim elde ediyor (Limon). Altıntop: İsrail 6600 kg/da verim elde ediyor.

  Bizim ekolojimiz üretimi arttırmaya müsait. Birim alandan verimi arttırmamız lazım. Ayrıca üretim alanlarında arttırma şansımız var. turunçgiller Akdeniz Bölgesi için en az riskli meyve grubudur. Türkiye’nin 5 kat daha üretimini arttırma potansiyeli var.

  Sofralık yanında meyve suyu sanayisi de önemlidir. Dünya’da sanayiye yönelik olarak 30 milyon ton turunçgil kullanılıyor. Dondurulmuş, taze sıkılmış, meyve suyu, dilim konserve şeklinde değerlendirilebiliyor (sanayide) 18 milyon tonu Kuzey yarım kürede sanayiye yönelik olarak işleniyor. Geriye kalanı Güney yarım kürede sanayiye yönelik olarak işleniyor.

  Türkiye’de sanayiye yönelik olarak yetiştiricilik yapmak şu an için hatadır (Ağaç başına verim arttığı takdirde sanayiye yönelik olarak yetiştiricilik yapılabilir). Türkiye’de 250 bin ton turunçgil sanayide kullanılıyor. Bunun 100 bin tonu altıntopdur. Sanayide dilim konservesi, meyve suyu ve konsantre olarak işliyoruz.

  İhracatçı Ülkelerin Kişi Başına Düşen Tüketimleri:

İspanya: 23 kg, İtalya: 22 kg, ABD: 21 kg, Brezilya: 44 kg

Meksika: 40 kg, Türkiye: 20 kg, Yunanistan: 43 kg, Çin: 9 kg

  İthalatçı Ülkelerin Kişi Başına Düşen Tüketimleri:

Fransa: 18 kg, Almanya: 10 kg, Hollanda:48 kg., İngiltere: 11 kg

Rusya: 3,5 kg, Polonya: 9 kg

  Türkiye’de Turunçgil Yetiştiriciliğinin Yapısı: Temel olarak 3 üretim bölgesi var.

  I- Akdeniz Bölgesi

  II- Ege Bölgesi

  III- Doğu Karadeniz Bölgesi

a- Doğu Akdeniz b- Batı Akdeniz

  Doğu Akdeniz Bölgesi Çukurova’nın kıyı ovalarını ve bir dereceye kadar da iç kısımlarını kapsar. Doğuda Suriye sınırı, batıda ise Kaledran Çayı ile sınırlıdır. Doğu Akdeniz Bölgesi il olarak Adana, Mersin ve Hatay Bölgesini kapsar (+Osmaniye).

  Batı Akdeniz Bölgesi; doğuda Kaledran Çayı, batıda ise Dalaman Çayı arasında kalan kıyıları ve bu kıyılardaki ovalar kapsar. Bu bölgede Antalya ve Muğla ilinin bir kısmı yer alır.

  Ege Bölgesi Trabzon’da başlayarak Gürcistan sınırına kadar olan Karadeniz kıyılarını kapsar. Trabzon, Rize ve Artvin illerini içerisine alır.

  Türkiye toplam turunçgil üretiminin %88’ini Akdeniz Bölgesi üretiyor. Bunun %72’si Doğu Akdeniz Bölgesinde., %16’sı ise Batı Akdeniz bölgesinde üretiliyor. Geriye kalan %11 üretim Ege Bölgesine aittir. Ege Bölgesi 3 alt bölgeye ayrılır.

  1) Güney Ege: Dalaman Çayı ile Büyük Menderes arasında kalan bölge

  2) Orta Ege: Büyük Menderes ile İzmir arasında kalan bölge

  3) Kuzey Ege: İzmir ile Edremit arasında kalan bölgedir. Geriye kalan %1 üretim ise Doğu Karadeniz Bölgesine aittir.

  Bütün kıyılarımızda çok dağınık olarak turunçgiller yetiştirilir. Doğu Karadeniz Bölgesinde %1 veya daha az üretim yapılmaktadır. Fırat Vadisi içerisinde de yer yer turunçgilleri görüyoruz. Urfa kentinin ev bahçelerinde de turunçgillere rastlanır. En büyük pay Doğu Akdeniz Bölgesine aittir. Doğu Akdeniz 4 ili kapsar. Bunlar Osmaniye, Adana, Hatay ve Mersin’dir. türler bakımından da farklılıklar görülür. Akdeniz bölgesi Türkiye toplam portakalının %94’ünü üretir. Bunun %66’sı D. Akdeniz Bölgesinde üretilir. %27’si ise Batı Akdeniz Bölgesinde üretilir. Ege Bölgesinde %6, Karadeniz (Doğu) Bölgesinin %95’ini kapsar. Bunun %87’si D. Akdeniz Bölgesinde,. %8’i B. Akdeniz Bölgesinde üretilir. Ege Bölgesinde %5, D. Karadeniz Bölgesinde %0 limon üretimi vardır. Türkiye toplam altıntop üretiminin %99’ü Akdeniz bölgesinde yapılır. Bunun %96’sı D. Akdeniz Bölgesinde, %3’ü B. Akdeniz Bölgesinde üretilir. %1 oranında Ege Bölgesinde üretim vardır. Ege Bölgesinde de Güney Ege’de altıntop üretimi yapılır. Türkiye toplam mandarin üretiminin %69’ü Akdeniz Bölgesinde yapılır. Bunun %65’i D. Akdeniz Bölgesinde, %4’ü de B. Akdeniz Bölgesinde üretilir. Ege Bölgesinde %28,. D. Karadeniz Bölgesinde de %3 üretim vardır.

Türler Bakımından Oransal Dağılım:

Türkiye turunçgil üretiminin %50’si portakal, %25’i mandarin, %20’si limon ve %5’lik altıntopdur.

  Alanların dağılışında yukarıdaki genel dağılışın dışında değildir. Bugün Türkiye’de 26 milyon turunçgil ağıcı var. Turunçgiller diğer meyve türlerinden daha fazla gelir getiren bir meyve grubudur. Türkiye’de arz fazlası mal vardır.

Turunçgillerin En Çok Üretilen Meyve Grubu Olmalarının Nedenleri:

Turunçgillerde kar marjı dardır. Aniden zengin olma sözkonusu değildir. Turunçgillerde düzenli bir karlılık sözkonusudur. Kaliteli ve kitlesel üretim çok önemlidir. bir turunçgil ağacı doğal koşularda 600-700 yıl yaşayabilir. Bir turunçgil bahçesi ekonomik koşullara ve çevre koşullarına bağlı olarak 40-70 yıl düzenli ürün verebilir. 4. ve 5. yılında verime girer.

  Turunçgillerin bazı özellikleri hem farklılık hem de üstünlük gösterir:

1- En başta turunçgiller gerek görünüşleri, gerek kokuları ve gerekse tadları bakımından insanları çekiyor. Kırmızı renk; sarı ve yeşil rengi göre daha çekicidir. Koylu portakal rengi hem yumuşak hem çekici olarak biliniyor. Hiçbir kozmetik ürünü yok ki turunçgil uçucu yağı girmesin.

2- Turunçgillerin tad dengesi diğer meyve türlerinden oldukça iyidir. Meyveyi dalından hangi aşamasında koparmışsak meyve o aşamada kalıyor. Eğer kalite faktörünü doğru belirleyip pazara sunarsak karımıza çok iyi bir özellik ortaya çıkıyor. En önemli konu; değişimleri çok az olduğu için Şeker/Asit dengesi devamlı dengededir (İnsanları daha çok çekiyor).

3- Turunçgil meyveleri hiçbir meyve türünde görülmeyen, çeşitlerin olgunluk dağılımına sahiptir. En erkenci Eylül’de en geçci Ağustos’ta olgunlaşıyor. Ekim-Mayıs arasını düşünecek olursak yılın büyük bir bölümünde taze meyve yi pazarda bulma imkanı var (muhafaza edilmemiş halde).

8- Turunçgil meyveleri genellikle kolay soyulurlar. Turunçgil meyvelerini daha çok kadınlarla çocuklar sever.

4- Turunçgillerin diğer meyve türlerinde görülmeyen diğer bir özelliği meyveler olgunlaştıktan sonra da uzun süre ağaç üzerinde kalabilmeleridir. Örneğin Washington Navel istenirse Şubat ayına kadar ağaçta tutulabilir.

5- C vitamini bakımından, mineral maddeler (madensel) bakımından oldukça zengindirler. C vitamini vücutta depolanamıyor. Meyvelerde kolay tüketilebilirlik çok önemlidir. Her gün 1 kg kayısı veya 1 kg kivi yiyemezsiniz fakat hergün 1 kg portakal yiyebilirsiniz.

6- Bir diğer özelliği turunçgil meyveleri işleme sanayisinde ana ürünlerden bir tanesi olmasıdır. Tozundan-şarabına kadar, hayvan yeminden-soğuk algınlığı ilacına kadar turunçgiller kullanılır.

7- Birçok meyvede olmakla birlikte turunçgillerde daha fazla olmak üzere insan bünyesinin çevre koşullarına dayanıklılığı arttırıyor. Yüksek tansiyonu ayarlıyor, kan bozukluklarında kullanılıyor, kansere karşı vücut direncini arttırıyor. Barsak ve Sindirim Sistemi gelişimnde son derece düzenleyici bir rol alır (suda eriyebilir lifler içerir).

Turunçgillerin Botanik ve Sistematiği:

Turunçgiller ticari olarak 3 tane cinsi içerir. 1- Poncirus cinsi 2- Fortunella cinsi 3- Citrus cinsi.

Yaklaşık ticari anlamda bu 3 cins içerisine giren tür ve çeşitleri önemlidir. Poncirus: Üç yapraklıyı anlıyoruz. Fortunella: Kamkatlar, Citrus: Turunçgiller.

  Turunçgillerin Dünya üzerinde kabul edilen bir sistematiği yoktur. Çok karmaşık bir bitki grubudur. Turunçgiller bitkiler aleminin en genç bitki gruplarındandır. Bitkiler evrim süreci içerisinde oluşup yok oluyorlar. Turunçgiller bunlar içerisinde en gençleridir. Turunçgiller 20 milyon yıldır varlar. Turunçgillerde sürekli bir değişim dinamiği var. 5-10 yıla bir yeni bir tür bulunuyor.

  Ciddi anlamda turunçgillerle ilgilenme süreci 19. yy. ortasında başlar. Oliver turunçgilleri 45 türde incelemiş. 1875’te Hosker 13 cins 43 tür içerisinde sınıflama yapmış. 1880-1890 yılları arsında Florida’da büyük don olaylarının olmasıyla sistematikte ilgilenme alevlendi. ABD’li araştırıcılar 1920’li yıllara kadar soğuklara dayanıklı tür arayışına giriştiler. Japonya’da Japon araştırıcılar turunçgilleri 1. ve 2. anavatanlarında araştırmaya başladılar. Günümüzde 2 büyük sistematik grubu ortaya çıktı. 1.’si ABD’lilerin kabul ettiği sistematiktir. Bu sistematik Swingle sistematiğidir. Swingle citrus cinsini 16 tür ile sınıflandırmış. Sonraki araştırıcılar buna 20 tür ilave etmiş. Swingle sistematiği citrus cinsinden oluşmuştur. 2. büyük grup ise Japon bilim adamlarının kabul ettiği Tanaka sistematiğidir. 145 türde sınıflamış bu da yetersiz kaldığı görülmüş günümüzde Tanaka sistematiği 163 türe çıkmıştır. 3. büyük grup ise Rhodes ve arkadaşları Citrus cinsinin bu kadar çok türe sahip olmadığını söylemişler. Aslında 3 temel tür olduğunu söylemişlerdir. 1.’si: C. medica (Ağaç kavunu), 2.’si: C. grandis (Şadok), 3.’sü: C. reticulata (mandarin). Bütün türler bu üçünün doğal melezi olarak ortaya çıkmış şeklinde bir görüş ortaya attılar. 3 türe indirgeme köken belirlemede sadece önemlidir. sitranjlar ve tangelo’lar yapay olarak oluşturulmuştur. Sınıflandırmada yeri yoktur. Turunçgiller hala çelişkili bir sınıflandırmaya sahiptir.

   

  Bizim kabul ettiğmiz sistematik Swingle sistematiğidir. Turunçgillerin bulunduğu sistematik gruplandırmada takımdan başlayacak olursak Geraniales takımında yer alır. Bu takımda Rutaceae (Sedefotugullar) familyasında bulunurlar. Bu familya içerisinde 12 alt familya vardır. bunlardan 1 tanesi de Aurantioidea alt familyasıdır. Turunçgiller bu alt familyada yer alır. Bu alt familyadakilerin ortak özellikleri; 1) Bu bitkiler her dem yeşildir. Bu alt familyada yaprağını döken bitik yoktur. 2) Bu bitkilerin hepsinin ağaç veya ağaççık olmalarıdır. 3) Tümünün meyvelerinin kabuklarında uçucu yağ kesecikleri vardır. bu alt familyayı Swingle sistematiğine göre sınıflandıracak olursak 2 soy, 6 alt soy, 9 alt soy grubu, 33 cins ve 233 türden oluşur. Bunlar yine de stabil değildir. 203 sayısı standart değildir, ileride değişebilir. Çünkü 5-10 yıla bir yeni bir tür katılıyor. Bu 2 soydan 1.’si Clauseneae soydur. Bu soyda 3 tane alt soy vardır. bunlardan 1 tanesi Micromelineae alt soyudur. Bu alt soy içerisinde de 1 tane cins vardır. oda Micomelum cinsidir. Bu cins yasemine benziyor. Otsu bir yapısı var 2 alt soy Merrillineae alt soyudur. Bunun da 1 tane cinsi var. O da Merrillia cinsidir. 3 alt soy Clausenineae alt soyudur. Clausenineae alt soyunda 3 tane cins bulunur. Bunların 1.’si glycosmis cinsidir. 2.’si Clousenae cinsidir. 3.’sü ise Murraya cinsidir. Bu cins çok ilginçtir. Çok değişik türler içerir. Yasemin portakalı çok güzeldir. Süs bitkisi olarak da kullanılır.

  2. Soy Citreae soyudur. Bu soyun ortak özelliği yaprakları 2 kısımdan meydana geliyor. Yaprak ayası ile yaprak sapı arasında eklem dediğimiz bir bağlantı noktası vardır. Bu bağlantı noktası yapraklarında mutlaka vardır. Citreae soyu 3 tane alt soydan oluşur. Bu alt soylardan 1.’si Triphasineae alt soyudur. Bu alt soy içerisinde 8 tane cins bulunur. Bunlardan 1 tanesi wenzelia cinsi, diğeri Monanthocitrus cinsi, 3.’sü Oxanthera cinsi, 4.’sü Merope cinsi, 5’si Triphasia cinsi, 6.’sı Pamburus cinsi, 7.’si Luvunga cinsi, 8.’si Paramygnia cinsidir. 2. alt soy Balsamocitrineae alt soyudur. Bu alt soy içerisinde 7 cins yer alır. Bunlar; Swinglea, Aegle, Afraegle, Aeglopsis, Balsamocitrus, Ferronia ve Ferroniella cinsidir. 3. alt soyu Citrineae alt soyudur. Bu alt soyu giren bitkilerde ortak özellik meyve suyu keseleri (usare keseleri) iğ şeklinde olup karpelin üst duvarına bir iplikçikle bağlıdır. Bu alt soy 3 gruba ayrılır.

Bunlardan1.’si İlkel turunçgillerdir. İlkel turunçgiller içerisinde 5 tane cins vardır. 1. cins Severinia cinsidir. Şimşir yapraklı, siyah mürver meyvesine benzeyen meyveleri olan gruptur. 2. cins Pleiospermium cinsi, 3. cins Burkillanthus cinsi, 4. cins Limnocitrus, 5. cins Hesperethusa cinsidir. 2. grup ise yakın turunçgiller grubudur. Bu grup içerisinde 2 tane cins vardır. Bunlar Citropsis ve Atalantia cinsidir. 3. grup Gerçek turunçgiller grubudur. Bu grup içerisinde 6 tane cins vardır. bunlardan ilki Clymenia cinsidir. Botanik olarak değeri olan bir cinstir. 2.’si Microcitrus cinsidir. Dayanıklılık ıslahında çok önemli bir cinstir. Çit bitkisi olarak da kullanılır. 3.’sü Eremocitrus cinsidir. Yaprakları zeytine benzer. Anavatanı Avustralya’nın Kuzey Bölgelerindeki çöllerdir. Kurağa dayanıklılığı çok fazla olan bir cinstir. 4.’sü Poncirus, 5.’si Fortunella, 6.’sı citrus cinsidir.

Clymenia: Botanik olarak değeri olan bir cinstir.

Microcitrus: İçerisinde çok miktarda çeşitlilik vardır. meyveleri yuvarlak veya iğ şeklindedir. Meyve kabuğu rengi sarı-beyazdan, patlıcan-moruna kadar değişen renklere sahiptir. Meyve etini oluşturan meyve suyu keseleri yuvarlaktan, ince-uzun şekle kadar değişir. Meyve etinde zamk yapısında bir madde bulunur. Dayanıklılık ıslahında çok kullanılır. Tuza, kurağa ve hastalıklara dayanıklıdır. Çit bitkisi olarak kullanılıyor.

Eromocitrus: Kserofit özelliği gösteren bir gruptur. Tek bir tür içerir o da “E. glavca” türüdür. Kurağa dayanıklılık bakımından ıslah materyalidir.

* Yukarıdaki bu 3 cins içerisinde yer alan türler Poncirus, Fortunella, Citrus cinsleri ile melezlemede uyuşmazlık gösterirler.

Poncirus (3 Yapraklık): 3 yapraklı cinsi içerisinde bugün kabul edilen 1 tane tür vardır, o da P. trifoliata türüdür. 3 yapraklının temel özelliği yapraklarının 3 eşit parçadan oluşmasıdır. 

Ağaçları 4-5 metre büyüyebilen küçük ağaççıklar oluşturur. Meyveleri küçük (yaklaşık 3-4 cm çapında), üzerleri pürüzlü ve ince küçük hav denilen tüylerle kaplıdır. Meyveleri önce gri-yeşil renkli, daha sonra olgunlaşınca açık sarı renklidir. Meyvelerin hoşa gitmeyen bir kokusu vardır. meyve eti acı ve ekşidir. Meyveler olgunlaşma döneminde bol suludur. Poncirus cinsi bol miktarda oval, hafif sivri çekirdeklere sahiptir ve tohum kabuğunun chalaza kısmı mor renklidir. 

3 yapraklı iklim koşullarına bağlı olarak yaprağını döker. Subtropik iklimlerde yaprağını dökerken Semitropik ve Tropik iklimlerde yaprağını dökmez. Bu yüzden üç yapraklıya “zorunsuz dinlenmeli tür” diye adlandırılır. Kalın, sivri dikenleri vardır. çiçekleri beyaz, hoş kokuludur. 3 yapraklı daha çok anaç olarak kullanılır. Bazı yerlerde de çit olarak kullanılır. Çiçek tomurcukları kışın yaprağını döken meyve türleri gibi bir önceki yaz periyodunda oluşur. bu önemli bir özelliktir. Tuza ve kireçli koşullara son derece duyarlıdır. En iyi yetişme koşulları pH 5-5,5’dır. Çukurova alkali topraklarda (pH 7-9) sahiptir. Bu yüzden 3 yapraklı kullanılmaz. Kışın yaprağını döken meyve türleri gibi önce çiçeklenirler sonra yapraklanırlar.

Fortunella (Kamkat): 6 tür içerir. Bunların içerisinde en çok bilineni Fortunella margarita’dır. Meyveleri oval olan kamkattır. Japonca ismi tüm dünyada yaygındır. Japonca ismi “Nagami” dir. Kamkatlar en fazla 4-5 m olan ağaççıklar oluştururlar. Her dem yeşildir. F. margarita’nın en önemli özelliklerinden birisi yaprakların dala bağlantısının sapsızmış gibi görülmesidir. Dolayısıyla eklem yokmuş gibi bir izlenim verir. Yaprakları tek parçalı ve yaprakların alt ile üst renkleri birbirinden farklıdır. Alt taraf açık yeşil renklidir. Çiçekleri küçüktür (1-1,5 cm). *Gerçek turunçgiller içerisinde en geç çiçeklenen türleri içerir. Margarita’nın meyveleri küçük (2-3 cm çapında), oval şeklinde, sulu, hafif tatlıdır. Meyveleri soyulmadan kabuğuyla birlikte yenir. Kabuğu tatlıdır. Kabuk ince ve meyve etine orta sıkı bağlıdır.

Fortunella Japonica: Yuvarlak meyveli kamkattır. Japonca ismi “Marumi”dir. Meyveleri yuvarlak şekilli ve hafif soluk renklidir. Meyvelerde tad oval kamkatlara göre daha sasıdır. Tadı biraz daha azdır.

Fortunella Hindsii: Hong Kong yabani kamkatıdır. * Turunçgiller içerisinde en küçük (1 cm çapında) meyveleri olan ve * en küçük bitkileri (2 m’yi geçmeyen) olan türdür. Yuvarlak, sarı renkli meyveleri vardır. Yapraklardaki renk farkı (alt-üst arasındaki) çok daha belirgindir. Meyveleri 3 dilimlidir. Meyveler sulu fakat çok ekşidir. Daha çok süs bitkisi olarak kullanılır.

Bütün kamkatlarda dilim sayısı 8’i geçmez (3- ile 7 dilim vardır). 8 dilimli kamkat olmaz.

Fortunella crassifolia: Japonca ismi “Meiwa” dır. en önemli özelliği yaprakların biraz daha iri sert kalın olmasıdır. Meyvelerin üzeri hafif pürüzlüdür. Meyve tadı Japonica gibi hafif sasıdır. Meyveleri biraz daha iridir. Meyveleri yuvarlaktır.

Fortunella obovata: * En iri meyvelere sahip kamkattır. Citruslara en yakın yaprak özelliği gösteren kamkattır.

Fortunella Polyandra: Kamkat yetiştiriciliği oldukça zordur. Toplaması zordur. İşçiliği fazladır. Darbelere duyarlıdır. Toplu üretimden çok ev bahçelerinde yetiştirilirler. Şekerlemesi, taze tüketimi önemlidir.

Citrus (Turunçgiller): 2 alt cinse ayrılır. 1 tanesi Eucitrus (gerçek turunçgiller=gerçek citrus). Diğer alt cins Papeda alt cinsidir.

Papeda alt cinsi ile Eucitrus arasındaki fark; yapraklarındaki kanatçık gibi görülen kısımdır. Eucitruslarda yaprak kanatçığının genişliği hiçbir zaman yaprak ayasının genişliğini geçmez. Diğer taraftan Papeda alt cinsinde ise yaprak ayası ile kanatçık farklı genişlikte olurlar. Yaprak kanatçığının genişliği yaprak ayası ile eşit veya daha büyük olur.

Papeda: alt cinsinde 6 tane tür vardır. 1 tanesi Citrus ichangensis’tir. Bu tür çevre koşullarına, soğuklara ve hastalıklara dayanıklı bir türdür. Tristeza virüs hastalığına duyarlıdır. Citrus celebica,. 5. tür. Citrus macroptera, ve 6. tür ise Citrus hystrix’tir. 6. tür pürüzlü kabuklu, limona benzeyen bir türdür.

Eucitrus alt cinsinde 10 tane tür vardır (Swingle sınıflandırmasına göre)

1 Citrus medica (Ağaç kavunu): İngilizce metinlerde “citron” diye geçer.

2 Citrus limon (Limon),

3 Citrus aurantifolia (Meksika Laymı),

4 Citrus ourantium (Turunç),

5 Citrus Sinensis (Portakal),

6 Citrus reticulata (Mandarin),

7 Citrus maxima-(grandis): Eski ismi maxima idi sonra grandis oldu, şimdi tekrar maxima oldu. Citrus maxima=Şadok

8 Citrus paradisi (Altıntop),

9 Citrus indica,

10 Citrus tachibana

  Bu sınıflandırmadan sonra Hadgson ve Arkadaşları daha sonra da Reece ve arkadaşları bakmış ki bu sınıflandır

 

 
  รคlเ๓ кคгค๓คภ  
Reklam  
   
Bugün 1 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=